Türkçe | İngilizce | Almanca

Hoşgeldiniz...

M.A.S.R.O.P. - Geleceğin Platformu

5 Sayı : 5
Açıklama : 1307-4008 Haziran 2010
Özet : Sayı Hakemi: Prof.Dr. Mehmet ÖZDOĞAN
  5 sayılı E-Dergimizi okumak için lütfen tıklayınız...
 

[1-14]

Sayfa [1-14]

Müzelerde Bütüncül Yaklaşım Denemesi: Aynı Bütünün Parçalarını Sergileyen Müzeler İçin Bir Uygulama Örneği

Öz

İstanbul’da bulunan çeşitli müze koleksiyonlarında Haliç Zinciri olarak tanıtılan zincirlerin, 2009 yılında yapılan incelenmeler sonucunda, ortak bir bütüne ait parçalar oldukları anlaşılmıştır. Makalede; Haliç Zinciri’ne ait bu parçaları farklı müzelerde izleyen ziyaretçilerin, bütüncül yaklaşım ile hazırlanmış bilgilendirme panolarının kullanılması ile eserin bütününü görebilmesine imkân sağlamak, ayrıca esere ait parçaların sergilendiği diğer müzeleri de gezmelerini teşvik etmek ve müze eğitimine katkıda bulunmak amacıyla hazırlanmış bir uygulama anlatılmaktadır. 

Anahtar Kelimeler: Müzecilik, müze eğitimi, koleksiyon yönetimi, sergileme, bütüncül yaklaşım

 

Abstract

As a result of the investigations carried out in 2009, it was understood that the chains known as the Golden Horn Chain in various museum collections in Istanbul were parts belonging to a common whole. The article explaing an application prepared for the purposes of providing  the visitors seeing these works of art belonging to the Golden Horn Chain in different museums with the opportunity to see the work to the fullest extent by way of the use of information panels prepared with a wholistic approach and further, promoting them to visit the other museums, in which parts belonging to the same work are exhibited, as well and  contributing to museum education.

 Key words: Museum studies, museum education, collection management, presentation, wholistic approach

Okumak için tıklayınız...

4 Sayı : 4
Açıklama : 1307-4008 Ağustos 2009
Özet :

Sayı Hakemleri

Prof.Dr. Sümer ATASOY

Prof.Dr. Demet ULUSOY BİNAN

Prof.Dr. Ayla SEVİM EROL

Doç.Dr. Asnu BİLBAN YALÇIN

  4 sayılı E-Dergimizi okumak için lütfen tıklayınız...
 

[1-18]

Sayfa [1-18]

SAMSUN-DONDORTEPE (HACI İSMAİL) TÜMÜLÜSÜ

Öz
Anadolu’da bu yığma mezar geleneği M.Ö. I. binden bu yana
yaygınlaşmış ve Hellenistik-Roma çağlarında da devam etmiştir. Özellikle, Batı
ve Orta Anadolu’daki Frig-Lidya Tümülüsleri, M.Ö. VIII. yy.dan itibaren,
büyüklükleri ve mezarlarda ele geçen buluntu özellikleri açısından, Anadolu’da
dönemsel olarak tümülüs geleneğinin en erken örneklerini teşkil etmektedir. Frig
Tümülüslerinin yanı sıra kronolojik sıraya göre Anadolu’da Lidya, Grek, Pers ve
Roma dönemlerine tarihlenen pek çok Tümülüs bulunmaktadır.
Genelde Karadeniz Bölgesi’nde, özelde Samsun ve civarında, bugüne
değin tümülüsler ve özellikle Hellenistik ve Roma Çağı ölü gömme adetleriyle
ilgili olarak, kapsamlı arkeolojik araştırmalar ve bu araştırmalara bağlı yayınlar
henüz yapılmamıştır. Bu nedenle bu konuda ciddi kaynak sıkıntısı halen devam
etmektedir.
Samsun, merkezde, bugüne değin yapılan yüzey araştırmaları ve kazılar
sonucunda, başta Baruthane Tümülüsleri olmak üzere, Toptepe, Büyük
Kolpınar, Büyükoyumca, Atakent, Kuşçulu, Uzgur, Kalkancı, Toybelen ve
Dondortepe Tümülüsü tespit edilmiş olup, bu tümülüslerden Baruthane ve
Dondortepe Tümülüsü’nde kazı ve temizlik çalışmaları yapılarak, bu yapılar
hakkında bilimsel veriler elde edinilmeye çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Samsun, Tümülüs, Helenistik, Roma, Baruthane ve
Dondortepe Tümülüsleri

Abstract
Since the beginning of the 1st millennium BC mounded graves started to have a
wider use in Anatolia through the Roman Period. Especially the Phrygian and Lydian
tumuli on the western and mid-western part parts of Anatolia are the earliest examples
of the largest tumuli with valuable finds which help us in dating. During the surveys and
excavations conducted in Samsun centrum many tumuli have been recorded; Toptepe,
Büyük Kolpınar, Büyükoyumca, Atakent, Kuşçulu, Uzgur, Kalkancı, Toybelen and
Dondortepe. Amongst these, excavations have been conducted at the Baruthane and
Dondortepe Tumuli. The Dondortepe tumulus, which was carved into aglomeraconglomera
bedrock, lies to the southeast of ancient Amisos. The Tumulus is unique by
its two dromoi facing northeast and west. The main grave chamber is entered via a 25
m. long dromos with two sections while the other dromos, facing west, is 5 m. long.
Witnesses, who have entered within the tumulus about 20-25 years ago, state that its
walls were once covered with fine plaster. In time they have been plundered. The
Dondortepe Tumulus, just like the recently found grave chambers in the Centrum, will
help greatly in dating the rock-cut tombs at Samsun.
Key Words: Samsun, Tumulus, Hellenistic, Roman, Baruthane and document all
Dondortepe.

Okumak için tıklayınız...

[19-55]

Sayfa [19-55]

Türkiye’de Koruma ve Onarım Üzerine Analiz

Öz
19. yüzyılın başlarında Avrupa’da başlayan kültür varlıklarının korunması düşüncesi,
ülkemizde 19. yüzyıl sonlarında etkisini göstermeye başlamıştır. Koruma olgusu; önceleri
nesnelerin tek tek korunmasından bütünleşik korumaya, salt nesnenin korunmasından ona o
ruhu veren değerlerin de korunmasına, tecritsel korumadan sürdürülebilir korumaya doğu
ilerlemiş ve bu gün kısa tarihine rağmen ilkeler açısından belki de son halini almıştır. Bunda en
büyük etken uluslararası kuruluşların faaliyetleri olmuş, ülkemizde de mümkün mertebe
yakından izlenen bu faaliyetler, ilkesel olarak ilgili kurumlarca benimsenmiştir.
Bu araştırmanın amacı; koruma ve onarımın tarihi süreçte nasıl geliştiğini irdelemek,
koruma ve onarımın gerek bir bilim dalı olarak, gerekse teorik ve pratik açıdan ülkemizde son
durumunu değerlendirmektir. Bu sebeple ilgili kurumlar bunların uygulamaları ve bu
uygulamaların sonuçları değerlendirilecektir.
Araştırmada değinilmiş olan olumsuzluklar; bu konuyla ilgili son derece önemli ve
gerekli kurumların çalışmalarını lekelemek amacıyla değil, sadece eksiklikleri dile getirmek ve
bu sayede farklı bir bakış açısıyla önerisel sonuçlara ulaşmak amacıyla ele alınmıştır. İlgili kişi,
kurum ve kuruluşların bu araştırmada değinilmemiş olmasına karşın konuyla ilgili son dererce
önemli çalışmaları bulunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Restorasyon, Konservasyon, Koruma Kanunları, Kültür Varlıkları,
Koruma Etiği


Abstract
The idea of preservation of cultural treasures, which started in Europe at the beginning of 19th
century, seen in Turkey first at the end of 19th century. Notion of preservation changed in time
from the preservation of individual objects to integrated preservation, from the preservation of
the object alone to the preservation of the values that the object represented, from isolated
preservation to continuous preservation and despite it’s short history it took a probable final
stage in consideration of principles. The most important factor in this change is the activities of
the international organisations. These activities, closely monitored in our country, has been
adopted in principle by the concerned institutions.
The aim of this research is to consider the development of preservation and restoration in
historical process at length and to assess the current position of the preservation and restoration
as a science and in theory and practice. For this reason the related institutions, their practices
and the results of these practices will be assessed.
The intent of the mention of negative elements in this research is not to stain the work of the
much needed and important organisations but just by the mention of the flaws to reach some
propositional results. Despite it is not mentioned in this research, related people, foundations
and institutions have some very important works on the subject.
Key Words: Restoration, Conservation, Preservation laws, Cultural treasures,
Conservation Ethics

Okumak için tıklayınız...

[56-63]

Sayfa [56-63]

ALLIANOI ANTİK ILICASI’NDA ÜRETİLEN ERKEN BİZANS DÖNEMİ
GÜNLÜK KULLANIM KAPLARI

Öz


Allianoi antik ılıcası içersinde, Geç Roma – Erken Bizans Dönemi yerleşiminde
bulunan, seramik fırınlarında ve bu fırınların civarında ele geçirilen pişmiş toprak kapların
Yüksek Lisans tezi kapsamında incelemesi yapılmıştır. Makalede kısmi olarak değinilmiş
olan 2005 yılına değin ele geçen pişmiş toprak kullanım kapları arkeolojik veriler ve analizler
ışında değerlendirilmiş ve tarihlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Allianoi, Bizans, Seramik, Günlük Kullanım Kapları, Seramik
analizi

Abstract


Research of the Late Roman and Early Byzantine pottery found in and around the
ceramic ovens which located in the thermal spring in Allianoi has been completed in the
scope of a graduate thesis. The daily use pottery, which is partially mentioned in this article
and was recovered before 2005, has been assessed and dated in light of archaeological data
and analysis.
Key Words: Allianoi, Byzantine, Ceramic, Daily Use Pottery, Ceramic analysis

Okumak için tıklayınız...

[64-70]

Sayfa [64-70]

Zooarkeoloji ve Arkeolojik Araştırmalarda Önemi

Öz
İnsanoğlu var olduğu andan itibaren doğayla sürekli iç içeydi. İnsanoğlu Paleolitik
dönemden itibaren, kendinden sonraki nesillere, içinde bulunduğu ortamı tasvir eden
belgeleri çeşitli yollarla miras bırakmıştır. O dönem insanları, doğayla etkileşim
halindeyken bekli de en çok hayvanları gözlemleyerek onları avlamış, resimlerini
duvarlara çizmiş, heykellerini yapmış ve evcilleştirmiştir. Geçmiş dönemlerde yaşamış
insanlara ait kalıntıları antropolog, prehistoryen ve arkeologlar incelerken, hayvanlara ait
kalıntıları da zooarkeologlar incelemeye başlamışlardır.
Anahtar Kelimeler: Antropoloji, Zooarkeoloji, Arkeoloji,Antik Çağ, Paleopotoloji
Zooarchaeology and It’s Importance in Archaeological Research


Abstract


Humankind is in close association with the nature since the beginning. Since the Paleolithic
Age mankind, in several ways, left evidence depicting it’s surroundings to the later
generations. The people of the aforesaid era, in the interaction with the nature, probably
observed the animals most; hunting them, painting their pictures on their walls, carving their
sculptures and taming them… While anthropologists, archaeologists and prehistorians studies
the remains of the people that lived before our time, it is zooarchaeologists that studies the
remains of the animals.
Key Words: Antropoloji, Zooarchaeology, Archaeology, Ancient history, Paleopathology,

Okumak için tıklayınız...

3 Sayı : 3
Açıklama : 1307-4008 Mart 2008
Özet : Sayı Hakemi:Yrd.Doç.Dr. Mustafa ÖZER
  3 sayılı E-Dergimizi okumak için lütfen tıklayınız...
 

[1-15]

Sayfa [1-15]

Summary


In this study, a general informations are tried to be given about relationships of Turkish
house/ dwelling architecture with monumental architecture, influence of this draft to
monumental architecture or about the first examples of this draft and monumental works,
which are keeped alive in later plan schemes traditionally. After a brief explanation about the
terminology of Turkish house and dwelling is tried to be given, got to the main subject.
With conclusion of excavations in Central Asia; which were made in Transoxania and
Khorasan regions, it’s brought to light that, dwellings which are dated to Vth- VIth centuries
are sketched out at square- planed place in four- iwaned central- domed scheme. In addition to
this, there are XIth century palace remains which are sketched out in four- iwaned, iwaned
and with large courtyard in that region too. It’s clearly understood that, this plan scheme with
courtyard- iwan, four- iwaned central- domed is applied by the Turks to monumental
characterisied works that they constructed in Near East- Anatolia- İstanbul where they settled
down later and the organic relationship of this plan scheme with iwaned courtyard, fouriwaned
courtyard, square- planed and central- domed plan schemes. Consequently, in this
study, how influenced the plan scheme of Turkish house/ dwelling religious architecture to
examples like mosque and madrasas, civilian archtitecture examples like carawansaray,
palace and kiosk is tried to be proved.
Key Words
1. Dwelling
2. Architecture
3. Monumental
4. Four- iwaned
5. Central- planed

Öz


Bu çalışmada; Türk ev/konut mimarisinin anıtsal mimari ile ilişkileri, bu tasarımın anıtsal
mimariye olan etkisi veya bu tasarımın ilk örnekleri ile adeta bir gelenek halinde daha sonraki
plan şemalarında yaşatılan anıtsal eserler hakkında genel bilgiler verilmeğe çalışılmıştır. Türk
evi ve konut terminolojisi üzerine kısa bir açıklama getirilmeye çalışıldıktan sonra ise esas
konuya geçilmiştir.
Orta Asya’da; Maveraünnehir ve Horasan bölgelerinde yapılan kazılar sonucu, V. – VI. yy.a
tarihlendirilen konutların; kare planlı mekan içerisinde dört eyvanlı merkezi kubbeli şemada
tasarlandığı ortaya çıkarılmıştır. Bunun dışında söz konusu bölgede dört eyvanlı, eyvanlı ve
geniş avlulu şemada tasarlanan XI. yy. saray kalıntıları da mevcuttur. Avlulu-eyvanlı, dört
eyvanlı merkezi kubbeli bu plan şemasının ise Türklerin daha sonraları yerleştikleri Ön Asya-
Anadolu-İstanbul’da inşa ettikleri anıtsal karakterli eserlerde uyguladıkları; eyvanlı avlu, dört
eyvanlı avlu, kare planlı ve merkezi kubbeli plan şemaları ile olan organik bağı açıkça
görülmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, Türk evi/konutunun cami ve medreseler gibi dini,
kervansaray, saray ve köşkler gibi sivil mimarlık örneklerinin plan şemalarını nasıl etkilediği
gösterilmeğe çalışılmıştır.
Anahtar Kelime:
1. Konut
2. Mimari
3. Anıtsal
4. Dört Eyvanlı
5. Merkezi Planlı

Okumak için tıklayınız...

2 Sayı : 2
Açıklama : 1307-4008 Aralık 2007
Özet : Sayı Hakemi: Prof.Dr. Elif Tül TULUNAY
  2 sayılı E-Dergimizi okumak için lütfen tıklayınız...
 

[1-9]

Sayfa [1-9]

ÖZ

Aleksandreia Troas, günümüzde Çanakkale ilinin, Ezine ilçesine bağlı Dalyan köyünün güneyinde yer almaktadır.  M.Ö. 310’da Antigonos Monophthalmos tarafından, küçük bir köy olan Sigia’nın yerinde kurulmuştur. Aleksandreia Troas, en parlak dönemini Roma İmparatorluk yönetiminde yaşamıştır. Kent, İmparator Augustus Dönemi’nde “Colonia Augusta Troadensium” adıyla Roma kolonisi olmuştur.

Opus Reticulatum tekniği, Roma’da Geç Cumhuriyet Dönemi’nde, opus caementicium tekniğinin ortaya çıkmasıyla birlikte ilk defa İtalya’nın Latium ve Campania bölgelerinde görülmeye başlanmıştır. Aleksandreia Troasda, opus reticulatum tekniği kentin doğusunda, surların dışında bulunan ve günümüzde Kestanbol Kaplıcaları olarak bilinen yerdeki yapıların iç ve dış duvarlarında kullanılmıştır. Tekniğin uygulandığı yapılardan ikisi “Tonozlu Mezar”dır; diğer yapılar henüz kesin tanımlanamamıştır.

Anahtar Kelimeler: Aleksandreia Troas, Opus Reticulatum, Opus quasi reticulatum, Opus Caementicium, Duvar.

Alexandria Troas is located on the east side of Dalyan Village, Ezine Town, Çanakkale City. It was founded by Antigonus Monophthalmos in 310 B.C. on the site of the small village of Sigia. Alexandria Troas had its most successful days under reign of Roman Empire. City was turned into a colony with the name of “Colonia Augusta Troadensium” under Augustus’ rule.

Opus Reticulatum technique first emerged in Late Republic Period in Italy, in Latium and Campania regions, with the emerging of opus caementicium. Opus reticulatum technique was used on outside and inside walls of buildings known as Kestanbol Thermal Resorts found outside the city walls south of Alexandria Troas. Two of the buildings which this technique was used are Vaulted Tombs while others have not been identified yet.

Key Words: Alexandria Troas, Opus Reticulatum, Opu quasi reticulatum, Opus Caementicium, Wall.

Okumak için tıklayınız...

1 Sayı : 1
Açıklama : 1307-4008 Haziran 2007
Özet : Sayı Hakemi: Prof.Dr. Elif Tül TULUNAY
  1 sayılı E-Dergimizi okumak için lütfen tıklayınız...
 

[1-6]

Sayfa [1-6]

ABSTRACT (SUMMARY)

With the coincide of Megaron, which belongs to phases of Troia I and II, is passed through
from the fact of simple house to palace buildings. The appear of Andron in 7th century B.C
and afterwards is related with the development of houses with prostas. The 7th century B.C
house in Smyrna, which is shown as the first example of prostas planned house, has a part
called Andron. In poor Greek settlements, families generally lived in single-roomed houses.
This room and open area in front of it used along the year. Richer families could have two or
more this kind of houses that form a large complex around a courtyard. Though the presence
of Gynaikonitis and Andron is known in Greek house, since these parts, especially
gynaikonitis’ (sometimes in upstairs) position, shape and largeness is variable, it’s understood
that they don’t affect the plan of whole house. In this study, except architectural data, the
appear of Andron and Symposion facts, the reasons which bring about it and the role and
importance of Andron in social life will examine.

Key Words: Andron, Symposion, Gynaikonitis, Social Life, Archaic.


ÖZET

Troia I ve II evrelerine rastlayan megaronun bir araya gelmesiyle artık basit ev
olgusundan saray yapılarına geçilmiştir. MÖ. 7.yy. ve sonrasında Andronun ortaya çıkışı da
prostaslı evlerin oluşumuyla bağlantılıdır. Prostaslı ev planının ilk örneği gösterilen M.Ö.
7.yy. Smyrna evinde “Andron” olarak isimlendirilen bir bölüm vardır. Yoksul Yunan
yerleşimlerinde aileler genellikle tek odalı evlerde otururlardı. Bu oda ve önündeki açık alan
tüm yıl boyunca kullanılırdı. Daha varlıklı aileler bir avlu çevresinde geniş bir kompleks
oluşturacak şekilde bu türden iki ya da daha fazla eve sahip olabilirlerdi. Yunan evinde
gynaikonitis ve andronun varlığı bilinmekle birlikte, bu bölümlerin, özellikle de
gynaikonitisin (bazen üst kattaki) yeri, biçimi ve büyüklüğü değişken olduğundan, evin tüm
planını etkilemediği anlaşılmaktadır. Bu çalışmada mimari verilerin haricinde Andron ve
Symposion olgusunun ortaya çıkışı, bunu hazırlayan nedenler ve Andronun sosyal yaşamdaki
yeri ve önemi ele alınacaktır.

Anahtar Kelimeler: Andron, Symposion, Gynaikonitis, Sosyal Yaşam, Arkaik

Okumak için tıklayınız...




Toplam kayıt: 5
Sayfa: 1

Google AJAX Search API Sample
Yükleniyor...